Bütün gece uyumamama rağmen,sabaha karşı dalmışım.Saat 8 de o korkunç rüyayı gördüm.Anne diye bağırdım.Annem duymadı.Sesim çıkmamış.Çırpındığımı sanarken,meğer hareket edememişim.Saniyelerce kalakaldım yatağın içinde.Dizlerimin üstünde tonlarca ağırlık...
O an sanki vücudumdaki tüm organlarımı söktüler.
gün uykuda geçsin istedim,yapacak daha iyi bir planım yoktu.
Annem gelipte başıma,alışverişe gidiyoruz diyene dek kalkmadım yataktan.Ne zmanki herhes gitti ben de çıkardım kuma gömdüğüm kafamı,gün yüzüne.
Sanki çok gerekli bir insanmışım gibi,günü yaşamaya uğraşıyorum şimdi.
Sanki gün benden bir şeyler bekliyor,sanki hayatın bana ihtiyacı var...
Kendimi nimetten saymışım...Ne bencillikmiş halbu ki.
mutlu değilim,bunu ilk defa açıkça yazabilirim.ve çok uzunca bir süre de mutlu olamayacağımı biliyorum.Mutluluk ve güven...Hayatımda en önem verdiğim iki şeydi.Huzur oldu mu mutluluk olmasa da olabilirdi.Güven vardı ya o yeterdi,sığındınız mı ona keyiflenebilirdiniz.Hiç değilse huzurunuz vardı.
Ya bir gün o güven kaybolursa diye hiç düşünmemiştim.
Kalakaldım elimdeki tek şans,huzurumla.
Umarım onunda eksikliğini yaşayanlarınız yoktur aramızda...
Eskiden aşk acısı çektiğimde,yer yüzündeki en büyük acı sanırdım.Meğer aşk acısı hiç bir şeymiş.Ben hiç dostlukları,arkadaşlıkları bitirmek nedir bilmemişim.
Dershane başlayalı 3 hafta oldu.4. haftaya yol alıyoruz hatta.Bir gün iktisada giriş dersinden başarılı olacaksın deseler inanmaz gülerdim.
Çarşamba günü kursta,keyiften güldüm.Ünite sonundaki 10 test sorusuna da doğru cevap verebilen tek kişi olmak pek sevindirdi doğrusu.
8 kız 2 erkek olduğumuz sınıfımız yavaş yavaş diğer 10 kişinin de gelmesini bekliyor.Herkes gelsin ki dersler daha hızla devam etsin.
Genel olarak yeni tanıştığım insanlar arasında pek sevilen biri değilimdir.Bilirim insanlar sevmez beni.Yüzüme karşı bunu söyleyenler ortama çok soğuk durduğumu sebep gösterirler.Söylemeden,politik olmaya çalışanlarda oldu...Velhasıl bilirim ki,arkadaşlığın ilk zamanları sevmez kimse beni.
Girdiğim ortamlarda önce gözlemleyip sonra konuşurum.Geç alışırım ortama.İnsan seçerim de denilebilir buna.İsterim ki arkadaş dediğim kişi ömürlük olsun bana.
Selam verip arkamızı döndüğümüzde unutulanlardan olmamaktır hep dileğim.
Bu yüzden hep yalnızlığı seçtim.Ya da yalnızlık en çok beni sevdi diyelim.
Neyse efendim konu dağılmasın.
Başarılı olduğumu görmek sevindirdi işte beni,daha ne diyeyim ve bir de sanırım bir kişiye kanım ısınmaya başladı.
Bilmem ki nasıl seyreder durum.Tek bildiğim,yeni arkadaşlıklar için benim gücümün kalmadığı...
Sonu nereye çıkar bilmem ama bu yol bitmemeli...Nereye gittiğimi bilmeden,neye yürüdüğümü amaçlamadan,ağır adımlarla yürüyorum...Ellerim,siyah ceketimin cebinde,hafif fönlü saçlarım her zamanki gibi kıyafetimin üzerine dökülmüş.Siyah göz kalemi çekilmiş gözler ve dudak rengi bir ruj ile tamamlanmış makyajımla,yürüyorum minübüsten indikten sonra,kurs binasına varabilmek için.
Sadece beş dakikalık yolu on dakika,hatta daha uzun sürede almak istiyorum.Bu yol hiç bitmemeli...Sonu nereye çıkarsa çıksın, huzura varmalı...
Alt geçitteki dükkanların içinde telaş...
İnsanların işe başlamak için,dükkanlarını ve kendilerini güne hazırlama çabası...
Kimi dükkan temizliği ile uğraşırken,kimi kendini uyanık hissetmek adına,bir fincan kahve aramakta...Kağıt bardağına koyduğu bir kaşık kahvesiyle,sıcak su arayanlar kendini daha şanslı görüyor.
Ağır adımlarla yürürken,benim dışımdaki herkesi izliyorum.Ve bu sefer,hiç kimseyi kimseye benzetmeden...!
Hayatımın içindeki kimseye benzetemiyorum,güne başlama hazırlığı yapan insanları...Belki de ilk kez;Aaa şuna ne kadar benziyor demiyorum,herkes yabancı bana.
İlk defa gittiğim bir ülkenin, halkını görür gibi bakıyorum.Öyle bakmak istiyorum.
O da ne...!Alt geçittteyim hala...Bir çıksam oradan,dershaneye varacağım,biliyorum,hızlanmıyorum...Birden,üstten geçen trenin uğultulu,gürültüsüyle irkiliyorum.
Hayır bu olmamalı...Tren geçmemeli,ben korkmamalıyım.İlk kez geldiğim bu ülkede,tanımadığım onca insanın arasında,tanıdık bir ses duymamalıyım.O gürültü ki;beni benden alıyor.Yer olmamalı bu atmosferde,trene dair br sese...
Bozulmamalı, bu ruhanî yolculuk...
Bozuluyor...
Her güzel şey gibi,bu yolda bitiyor...
Halbuki yol bitmemeliydi.Sonu nereye çıkarsa çıksın,huzura varmalıydı...
Sabaha karşı yatmama rağmen,öyle çok uyumuşum ki,gözlerim ve dudaklarım şişmiş-kocaman olmuş.
Gece boyu gördüğüm kabus,yüzümde 3 tane sivilce çıkmasına neden olmuş...
Kaç kere ağlayarak uyandım bilmiyorum...Her defasında umutla gözlerimi kapadım geceye ama olmadı işte...Yıllardır peşimi bırakmayan kabuslar yine sardı gecemi...Huzurlu bir uykuyu haram kıldı bana...
Keyifinizin yerinde olması,mutlu olmanız falan filan çare değil kabuslardan kurtulmak için.Tamamen sizin dışınızda gelişiyor...
Pazar günüme gölde düşürmesine izin vermeyeceğim,kötü rüyaların...
Nasıl olsa onlar hep benimle,bari ben ondan uzak yaşamayı öğreneyim artık...
Her gece yatarken,huzur,rahatlık,ferahlık isterken Yaradandan,aslında bunların hiç birinin içinizde var olmadığını bildiğinizde içinize düşen ateşi söndürmenin yollarını aradınız mı hiç?
Ahh o kabuslar...Neler de yazdırıyor insana...
Rüya rüyada kalsın.İyisi de,kötüsü de bırakın sizi gecelerinizde etkisine alsın...
Gününüzü mahfetmeyin...
Etmeyelim..
Halbuki ben değilmiydim daha geçen gün gördüğüm muhteşem bir rüyanın etkisini tüm gün ruhumda hisseden,hissetmekle kalmayıp,bunu paylaşan...?Ve sonradan acaba anlatmasa mıydım diye hayıflanan ama rüyanın güzelliğinden de etkilenen..
Şimdi tam aksini yapacağım işte...
İstemediğim bir rüyayı hiç önemsemeyeceğim...Bu bu kadar zor mu?
Ne zorluklar aşmışım da,bir bunu mu atlatamamışım...Çocukluğumdan beri,yakama yapışan kabusları mı alt edemeyeceğim...Nerede kaldı büyümenin güzelliği...Nerede kaldı olgunluk...
Nerede hani,geçmişi silebilme yetilerim...
Günü uykuyla yarılarken,geri kalanını da kötü rüyalara mı teslim edeceim yani...