...

21/11/2009 - zırvalama

 

Üşüme, titreme,ağlama,zırlama...

 

Klasik bir hafta sonu işte...Sıradan bir gün...

 

 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : klasik,hafta sonu

20/11/2009 - Bir Kadın, Bir Adam Ve Yaşam...!

Bir kadın,bir erkeğe bağımlı olabilir mi?

 

...

Sevmek,hayran kalmak,hatta aşık olmak dahi bir erkeğe kendini tamamen teslim etmeyi doğurmaz...Doğurmamalı.

Bir kadın kendini bir erkeğe teslim eder mi tüm dünyasıyla...?Kadını kadın yapan,tüm bakış açısıyla teslim olmak...!

Bir kadın düşünün,öyle çok sevdiğini söylüyor ki eşini.Sözünden çıkmıyor.Tahsil deseniz tahsil,eğitim deseniz eğitim.Kültür derseniz bir çoklarından daha kültürlü...

Ama olduğu yerde sayan bir kadın.Sebebi erkeğine teslim olması...!

Gençlik yıllarında tanışıp evlilikle noktaladıkları bir ilişki.Onlar noktaladıklarını düşünürken bu sevgiyi ve yeni güzelliklere gebe bırakacaklarını düşünürken hayatlarını,kadının hayatı yok oluyor elinden.

Sade ve sadece erkek yönetiyor ikisinin de tüm dünyasını.

Adam ne derse yapılıyor,kadın ne istese hayır deniyor.

Ve kadın ne enteresandır ki hayırlara memnuniyetle karşılık veriyor.

Sevdiğini söylüyor onu hiçe sayan adamı...

Aşığım diyor yıllar yılı...

Başlatma aşkına diye kurulan cümlelerin devamının gelmesine izin vermiyor kadın.

"Çıkın hayatımdan eşim istemiyor sizi" diyor...

Ve o eş ki

Kadına hiç bir zaman eş olamıyor.Kadının ruhunu anlamıyor.Sade ve sadece kendisinin kuralları ile parmağında oynatıyor kadını.Oynatıyor da ne oluyor.Mutluluk mu çıkıyor sonunda...?

Hayır,esaret...!

Kadının cesareti git gide azalıyor sosyal yaşama dair.Erkekte bunu istiyor ya zaten.Amacına ulaşıyor kısa zamanda.

Ailesine sırt çeviriyor kadın,eşi istemiyor diye...

Aile ne kadar çabalasada taş koyuyor önüne adam herşeyin.

Nasıl koymasın ki;Onu her yaptığı davranışta körü körüne destekleyen bir kukla var karşısında-eşi-

Kadın günden güne eridiğini,kadınınlığının bittiğini,insanlığının toprak altında yokolup gittini farkında bile değil.Fark etmesini sağlayan insanlara ise cevabı hep aynı."Kocamı seviyorum o da beni..."

Gözleri kör oluyor kadının.Adam bu körlükten faydalanıyor elbette.

Kadınına ve kadınının hayatında her kim var ise zarar vermek için sıvıyor kolları.Zaten herkes biliyor ilk günden beri adamın amacını...Ama artık o kültürlü,o gözü açık,o hayatı çok iyi tanımlayabilen ve yaşayabilen kadın görmüyor hiç bir şeyi.Gördüklerini ise kocasını savunur şekilde yorumlamayı öğretmiş eşi...

Aşı gibi vermiş vücuduna kocaya nasıl itaat edeceği düşüncesini...

Adam artık rahat.Doğru bildiği ne varsa yapabilir,eşi ona destektir.Başka seçenek yoktur ki.O bir kadındır ve erkeği ne yaparsa doğruyu yapandır...!

Sonra ne mi olur ?

O adam,eşi dahil herkese kimsenin veremeyeceği zararları verir.

Herkese dediğime bakmayın.

Dışardan gören bir yabancı,el üstünde tutar.Değer verir kendisine,insan sıfatı yükler..O da olmayan gururunu okşar haliyle...

Bundan güç alırda daha beter saplar elindeki mermileri, eşi ve ailesine...Öyle hayatları parçalar ki,öyle bozulmaz bütünlükleri parça pinçik eder ki,dönüp baktığınızda nasıl geldik bu hale demeye bile gücünüzün olmadığını hissedersiniz.

Hala yapılacak bir şeyler vardır umuduyla çabalarsınız. Ama o kadın,o sizin bildiğiniz kadın yoktur artık.Eşinin boyundurluğu altına öylesi girmiştir ki kendi adını bile unutmuş, eşinin karısı olarak anılmaktadır.Kendisini,sorsanız böyle tanımlayacaktır.

Anlatmak istersiniz bazen bazı şeyleri.Yıllar yılı ses etmediklerine ses çıkarsın kendini kurtarsın istersiniz ama sadece hatalı çıkarsınız.

Ve artık sırf o kadın körü körüne mutlu olsun diye susarsınız.

Etrafındakilerden beddular alan adam ise güler geçer herşeye...

Ne Allah korkusu vardır içinde,ne yaşattıklarının vicdani azabı...

Vicdan var mıdır ki azabı olsun diye düşünürsünüz ve o noktada siz vicdanınıza sığınıp dua edersiniz,içinizde yitip gitmiş duyguların geri gelebilmesi için.

Bir kadın ve bir adam;

Öyle hayatları parçalamış öyle zararlar vermiştir ki, adam bilerek ve isteyerek kadın ise sadece aşkının esiri olarak.

Gözlerini bir ömür boyu hayata kapalı geçirmektedir kadın. Adam ise bunun tüm fırsatlarını kullanıp ne var ne yok darmadağın etmiştir çoktan...

Ne bedduaların hesabını düşünür ne yaptıklarının insani yönünü...

İnsanlıktan çıkmış birine insanlıktan bahsetmek ne derece doğrudur burda öz eleştiri yapmak lazım aslında.

Özlerini unutmuş insanlara rağmen,özünden kopmadan...!


 

Yorum (14) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : deneme,kadın ve adam,bağımlılık,insanlık

19/11/2009 - Sıradan


Bir alıntı cümleyle başlayıp,uzun bir yazı yazmaktı niyetim.

Baktım ki adaptasyon sıkıntısı var bu gece,hiç girişmemeli planlı bir işe...

O halde ne yazmalı...? diye sordum kendime.

Düşünme sırala aklına ilk gelenleri dedi beynim,parmaklarıma...

Ya hiç bir şey gelmiyorsa akla...?

 

 İnanmazsınız belki ama;

 

"Ok,yaytan çıktı mı bir kere,dönmez geri...

Öyle hızlı ilerler ki, hedefini bulup saplanır içine..."   diyesim geldi birden bire.Bu yazıyı yazarken aklımdan geçiverdi,alakasız bir şekilde...

 

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : sıradan,ok ve yay

18/11/2009 - Enerji

 

Bugün, kendimi, çok pozitif hissediyorum...

Öyle ki;dünyayı kurtarabilir,çözümlenememiş ne varsa içinden tek başıma çıkabilirim.

Yaşam,yeryüzüne daha önce hiç sunmadığı bir rengi armağan etti sanki bugün...

Uzunca bir zamandır olmadığı kadar iyi hissediyorum kendimi...

 

 

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : pozitif enerji,yaşamın yeni rengi

17/11/2009 - Domuz Gribi

36 saattir Domuz Gribi ile mücadele ediyoruz.Bu sabah saatlerinde galip geldiğimizi kesin olarak gördük....Ailemizin en küçüğü,son bir haftadır, diye diye kendine domuz gribini bulaştırmayı başardı.

Resmen çağırdı hastalığı üzerine...

Dün sabah yüksek ateşden dolayı doktora götürdük kardeşimi.Ateşi çıkar çıkmaz götürdüğümüz için, verilen serumlar,iğneler ile anında müdahele yapılarak sıkıntıyı önlemiş olduk.24 saatimiz çok tehlikeliydi.Bu sabah,ateşin düşmesi ve diğer belirtilerin bulunmaması sebebiyle,hayati tehlikeyi tamamen atlattığımızı söyledi doktorumuz.Derin bir nefes aldık hep birlikte.Risk grubunda olması sebebiyle babamın kardeşimden uzak durması gerekliymiş.Sadece yakın temastan kaçındı yine hepimiz aynı evde aynı odada yaşıyoruz.Bu bir grip ise ve erken teşhis hayat kurtarıyor ise kaçmanın bir manası yok bizce.

Anne ya da babadan uzak durabilirsiniz.Ama kardeşten ya da evladınızdan uzak kalamazsınız !

Çocuk,abla ben domuz gribi oldum ateşim yükselirse ne olur bana diye sorarken,siz ben yanına gelemem bana da bulaştırırsın diyemezsiniz...

Tek yapacağınız şey o çocuğun korkularını atlatmasını sağlamanızdır.Ve ilaç ve duaya sığınıp günlük hayatınızı devam ettirmeniz gereklidir bence...!Doktorumuzun tek söylediği şey c vitamini almamız oldu.Önlemek açısından çok faydasının olacağını söyledi ve hemen hepimiz c vitamini yüklemeye başladık vücudumuza...Onun dışında,babam risk gurubunda olduğundan,bağışıklık sistemini kuvvetlendirici ilaç alıyor.

Şimdilik hiç birimizde bir risk yokmuş...!

Ama dün geceden bu sabaha,Merve ve bende oluşan boğaz ağrısı herkesi korkuttu.

Yine doktorla iletişime geçtiğimizde,Mervenin iş yerinden kaynaklanan bir allerji tetikleyici durumunun olduğu benim ise bir üşütme yaşadığım ortaya çıktı.Vitaminlerimizin dışında allerji ilaçları ve antibiyotiklerimizi de yükledik vücudumuza...Annem elinde bir torba ilaç ile saat saat takibimizi yapıyor :)

Ama bunları yaşarken /belki doğru belki yanlış/ kardeşimden uzak durmuyorum.Bendeki olası bir mikroptan etkilenmemesi için çok yakın temas kurmasam da yanıbaşında oturuyor,yemeğini yediriyor onunla günlük iletişimimi sürdürüyorum.Olacaktan kaçınılmaz.Ve bu bir bulaşıcı hastalıksa evinizin dışındada zaten gelip sizi bulma ihtimali oldukça fazladır.O çocuğun gözlerinde"herkes benden uzaklaşıyor" ifadesini görmek ciğerimi deliyor.Kimse gelmesin,herkes kendini korusun ama aile demek herşeyi bir arada yaşamak dem3k bence.risk ise risk alıyoruz.Yanlış ise yanlış yapıyoruz ama bahsi geçen dokuz yaşında bir çocuk ise önce anne baba,ablalar değil, "o" önemli...

Elinde derece ile oturuyor dünden beri.Acaba kaç oldu ateşim diye heyecanlanıyor.Sonucu bizimle paylaşıp şimdi ne olur diye soruyor.Çok şükür ki, "erken teşhis hayat kurtardı".Kardeşim gayet iyi sadece dinlenmesi gerekiyor yatarak.bizde ise henüz hiç bir belirti ya da tehlike yok.

Bu kadar ilaçtan sonra olursa zaten bu da benim şansım olur...! :)

Bu ara sıkça işittiğim bir cümle var"Sen insan değilsin.

Bu kadar çok enteresanve zor şeyi yaşamak ve altından kalkmak her  insanın kaldırabileceği bir şey değildir"

Ee şimdi Domuz Gribi bana gelmesin de kime gelsin değil mi?

Bu vücutta vuku bulursa hiç şaşırmam ben,hem de bunca önleme karşın...

:)

Korkulacak bir şey değildi bence yaşadık ve gördüm korkulacak hiç bir yanı yok.yeterki ilk belirtide doktora gidilsin ve mutlak suretle tahlil yapılsın...!

 

 

Yorum (18) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : domuz gribi,sağlık,önlemler,c vitamini

16/11/2009 - Günün sürprizi

 

 

Erken teşhis,hayat kurtarır...!

 

 

 

 

 

 

.

 

 

 

..........................

 

 

Yemek yiyemiyorum,sıcak bir şeyler içemiyorum...Dilim öylesi yara olmuş ki ağzımı bile açıp kapatmak acı veriyor bugün bana...

 

 

 

 

 

üstteki,kırmızı renkli cümleleri kurarken,Özlem geldi aklıma..."Eğer yarın hasta olursan sakın msn iletine yazma...!" demişti...

"Tamam dedim o halde çaktırmadan bloğuma yazarım sen de girip okuma sakın....:) "

 

Ama bilsin ki üstteki cümle ile dün gece üşümemin hiç bir alakası yok...Her ikimizinde beklentisi  soğuk algınlığıydı henüz bir belirti yok :)

 


 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : yara,dil,sürpriz,günün sürprizi

15/11/2009 - Enerji depoladı(m)

 

Sadece bir kaç saat...

Ama öyle böyle değil...Çok güzel geçen bir kaç saat...

Önce deli gibi dolaşmaca....viaportu alt üst ettik arkadaşımla...Girmedik mağaza bırakmadık dersek pek de yalan olmaz...

Sonrasında yemek yedik bir fastfoodcuda...Hemen üstüne,tıka basa doldurduğumuz midelere birer çay yükledik teras katta...

Üstü açık alan...Minderler üzerinde yayılarak ve kapkaranlık ortamda çaylarımızı duyumladık...Çok uzun zamandır sohbet edememiştik onunla...Öyle şeyler konuştuk ki 2.5 saate nasıl sığdırdık bilmiyorum o kadar konuyu...

Ama şu bir gerçek ki onun yanında olmanın en güzel tarafı kahkaha atabiliyor olmam.Hiç bir şeyi düşünmeden yüzüm kızarana dek,mideme ağrılar girene dek gülebiliyorum.

Birbirimizi susturarak,laftan lafa geçişlerimize bile güldük dakikalarca...Meğer ne çok biriktirmişiz içimizde anlatılacak onca şeyi...

Belki de ilk defa bu kadar samimi oldum ben ona...

Beni iyi tanıyan insanlardan biridir kendisi...Şaşırıyorum sana dedi bir çok insan gibi...

Neden dedim ne var ki,ben de insanım sen gibi...

Yok dedi sen doğa üstü bir canlısın...

Nasıl yani diye sordum.

Hayatında bir tane normal bir şey olmaz mı dedi...Herşeyin bir garip,ne anlatsan şaşırıyorum.Sen hiç sıradan bir şey yaşamaz mısın?

Valla ben böyle dünyaya gelmişim hayatım...Bana hiç anormal gelmiyor ki yaşadıklarım.Yaşamım düz gittiğinde ben rahatsız oluyorum  bir atraksiyon olmalı...uğraşmalıyım ben,kafa yormalı içinden çıkmaya çabalamalıyım...Yani şu an en normal zamanlarımdayım...

Şaşılacak hiç birşey yok :)

 

............

 

 

. . .

 

Söylediklerini düşünmüyor değilim...Ama uygular mıyım dersen,sen de biliyorsun ki hayır uygulamam :)

Biliyorum benim iyiliğimi istiyorsun ama bunu en önce benim istemem lazım kaldı ki bana göre kötü olan bir şeyde yok ortlıkta...

Bu yazıyı okursan sen başa saracağız biliyorum.Ama sen de iyi bilirsin herkesten iyi bilirsin benim tersimi...!  :)

Gerçi sen de eskisi kadar inatçı ve dediğim dedik olmadığımı söylüyorsun artık...Eee büyüdük hayatım...Hayat kırdı inadımızı...

Sen de zaten yoktu da bendekinden az çekmedin...

Neyse üşüyen vücudumuzu çay ile ısıttık ama yürürken ayaklarımızın donduğunu hissetmemiz bizi yürümekten alıkoymadı ya dostluk bu işte...Sen benim üşüyen vücudumu,anlattıklarına kahkaha atmamla ısıttın...

Ve gördük senin de kışı ne kadar sevdiğini...!

Dondum deyip durdun hem de olmak istediğin yerde çayını yudumlarken....

 

Yani kısaca;

Kısacası yok öyle işte...

Bir çok kişinin kulaklarını çınlattığımız eşsiz sohbetle geçen saatler.Ve sürekli merdiven inip çıkmaktan ağrıyan bacaklar...

Eee biraz yavaş yürü ama diye edilen sitemler...Sonrasında sus artık gülmekten kıpkırmızı oldum diye serzenişte bulunmalar...Ve sonunda kürkçü dükkanına dönüş :)


 

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : viaport,sohbet,çay,kış,enerji

15/11/2009 - Düşünce

Anlatacak hiç birşeyim yok sanki...

Yaşamıyorum hatta ölüyüm...!

Susmak,saatlerce susmak...Son bir kaç gündür yaptığım en güzel iş...

/Susma eylemi/

Pek beceremediğim bu eylem bugünlerde cümle kurmak istemeyişimin getirisi olarak,üzerime yapışmış durumda...

Gece düşünceler içinde yatıp sabah gözümü kaldığım yerden düşünmeye devam ederek açıyorum.Sanki beynim hiç durmadan düşünüyor.Ben uyurken de düşünüyor,uyanıkkende...

İnsan gözünü açmadan düşünmeye başlar mı?

olurmuş...Oluyor...Gece neyi düşünerek yatıyorsam,sabah gözümü açmadan,o dşünceler beynimde konuşmaya başlıyor çoktan...

Bu yüzden belki de çok yorgunum...Beynim yoruldu...Hiç yok yere yorulmak da bunalttı elbette...Ve bu dönemde kimseyi kırmamak adına susuyorum bol bol...

Konuşursam,yok yere,sebepsizce,kalp kıracakmışım gibi geliyor.Hem ben zaten içimden o kadar çok konuşuyorum ki,dudaklarımın hareket etmesine ne gerek var?

Bari onlar dinlensinler bu yoğun dönemde...

 

Karman çorman ruh haliyle ancak böyle anlamsız bir yazı çıkar işte....

Affola...!

Allah'tan ki karamsarlık taşımıyor bu bünye...Tam da bu denli ruh karanlığında...


 

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : günlük,pazar,ruhsal,beyin yorunluğu

14/11/2009 - Cumartesi sendromu

 

Mecburi bir şablon değişikliği oldu...Artık yorum yazabileceksiniz.Eski şablon kullanmak işe yaradı...zamanla bir takım değişiklikler yapıp eskisine benzer hale getirebilmeyi umut ediyorum.Beyaz şablonu kullanmaya alışık olmadığım için,sayfamı çıplak hissediyorum...!

Hafta sonları evde olmayı hiç ama hiç sevmiyorum.Her cumartesi ya da pazar günü annemle aynı dialogları yaşarız...

bugün birşeyler yapalım anne

-neden kızım

*ee hafta sonu...biryerlere gidelim...evde oturmayalım.

-Sen de hayret bir şeysin yani,bize hergün hafta sonu...Bugünün bir özelliği yok ki...Haftasonu dediğin çalışanların izin günü...

*Aman anne yaa sana söyleyende kabahat zaten

 deyip, konu biraz mırın kırın etmemle sonlanır...

Ama her haftasonu içim daralır.Bir yerlere gitmek için arkadaşlarımın gözünün içine bakar,buluşalım mı şeklinde tekliflerimi kimi zaman üstü kapalı kimi zaman da gayet açıkca belli ederim...

Bugün de dışarıda olmakdı niyetim ama ol-a-madı(m)

Yarın için küçücük bir planım var şimdilik ama bilmem ki o da yarıda kalır mı...!

buara pek bir seyahat eder olmuşum İstanbul'un ilçelerinde...Annem öyle diyor...Ben ise yetinemiyorum elimdeki özgürlük kartlarıyla ve daha fazlaısnı istiyorum.

Aklıma babamın yıllar evvel söylediği bir söz geliyor;

"İnsan istediklerini elde ettikçe,hep daha fazlaısnı ister...İstekler sonsuzdur"

O zaman hak vermiştim babama şimdi ise çok hak veriyorum...

 

Tüm gün can sıkıntısıyla evde otururken,blogcu yetkililerine bir e-posta gönderdim.Yeni şablonu rahat kullanabilmek için bazı eksikliklerin giderilmesi gerektiğini anlattım kalemim yettiğince...

Ve hala yorum yazamamamın sıkıntısını belirttim en baş sıkıntı olarak...!

Paneldeki özet yazıların dışında,blog sayfalarına yorum yazamıyorum...Ne kendime ne sizlere...

Ne zaman geçecek merakla ve sabırla bekliyorum.Dua ediyorum sabrım tükenmesin...

Uzaklaşmayayım bu ortamdan...

 

Ve son olarak daldan dala atladığım bu yazıyı bir kaç yürekten kopan hislerle bağlamak istiyorum;

İlgisizliği hiç bir zaman önemsemeyen ruhum bugünlerde çok ihtiyaç duyuyor ilgiye...

Elime telefonumu alıyorum bir arkadaşımın ismini buluyor sonra vazgeçiyorum.İstiyorum ki tam ben onu arayacağım sırada beni düşünmüş olup o bir hamle yapsın.O dediğime bakmayın,kişisel değil bu cümlelerim....Hayatımdaki herkes için düşündüm bugün bunları.

Kimi aramak istediysem vazgeçtim...

Aranmayı diledim...

Ve çabuk geçsin bugün diye dualar ediyorum...Ben bu ruh halimi hiç sevmedim...


 

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : seyahat,cumartesi sendroumu,yalnızlık,aksaklıklar,blogcu yenilendi

14/11/2009 - Hissiz insan

İyice hissizleşmişim ben...

Yaşamdaki herşeye...!

Ne fena bir histir bilir misiniz,hissizlik...!

Kaybettiği yerden tekrar yakalayabilir mi insan hislerini?

Daha doğrusu,insan olabilir mi yeni baştan

Allah'ın yarattığı bu can...

 


 

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı :: Etiketler : hissiz insan,insanoğlu,Allah

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda


Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Rss

Kategoriler

Etiket Bulutu

klasik hafta sonu deneme kadın ve adam bağımlılık insanlık sıradan ok ve yay pozitif enerji yaşamın yeni rengi domuz gribi sağlık önlemler c vitamini yara dil sürpriz günün sürprizi viaport sohbet çay kış enerji günlük pazar ruhsal beyin yorunluğu seyahat cumartesi sendroumu yalnızlık aksaklıklar blogcu yenilendi hissiz insan insanoğlu Allah Kelimelerle oynadık, adına gerçekler dedik...!'