Çok yoğun günler geçirmekteyim.Bunun sebeplerini saymak bile uzun zman alacaktır... O yüzdendir yazma eylemine her gün düzenli iştirak edememem... Adapazarı-Karasu tatil planım kesinlik kazandı...Haziran ayında BibiS gider bu şehirden... Ardında bıraktığı herşeyi özleyeceğini bile bile gitmek ister yine de...3 ay sonra döndüğünde herşey çok daha fazla anlam kazanacaktır belki.Ya da bazı şeyler çok daha rayına oturacak,gerekene gerektiği kadar verilecektir tüm değerler...
Bir şeyi biliyorum ki,ben İstanbul' a aşığım... İstanbulun var ettiği herşeye...
İçinde yaşarken bile özlemim bu yüzden güzel şehir İstanbula... Ama yine de gideceğim uzaklara...Ardımda bıraktıklarımı düşünmeden eğlenip güleceğim... Özlemlerim içimde büyüyecek, o kesin... Gidermek için ise tüm iletişim yollarım açık olacak herkese... Tabi ki tatilinin içinde beni anımsayanlara...
Canım ben de gittin sandım, meğer daha varmış gitmene ve senin deyiminle duygusallaşmaya gerek yok.. Gittiğinde blogundan tamamen kopma ya, en azından haftada bir defa da olsa bir net kafeden falan gir bloguna.. :P
Ben her seferinde İstanbul'dan bıktığımı dile getiririm, ama 23 yıldır yani doğduğumdan beri bu şehirdeyim, bunun getirdiği belirli alışkanlıklar var. Arkadaşlarımın ve akrabalarımın %90'ı bu şehirde.. "Dünyanın incisi" lakabını almış olan, iki kıtayı birleştiren tek şehirde yaşıyoruz. Eşsiz boğaz manzarasıyla, pek çok tarihi mirasıyla burası gerçekten güzel. Ama bir yandan da gün be gün artan suçlar ve bir tarafı ile diğer tarafı birbirine uymayan, pek çok kültürün barındığı değişik bir yer... Kötü yanlarından sıkılarak, bazen kalabalığın içinde boğulduğumu hissettiğimde uzaklaşmak istiyorum burdan. Ama yazları tatile gittiğimde de deli gibi özlüyorum. Ah diyorum bir defa o kalabalığından dolayı küfrettiğim İstiklal'de bir tur atabilsem :) Seni çok iyi anlıyorum... Ne dersek diyelim İstanbul'dan kopamayacak olan İstanbul Aşıklarıyız biz. Hani derler ya "onunla da olmuyor onsuz da" benimkisi şizofrenik bir aşk galiba ne dersin ? ;)